Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85′indeyim ve biliyorum…
ÖLÜYORUM…

Jorge Luis BORGES

20120109-010715.jpg

20120105-224552.jpg

ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85′indeyim ve biliyorum…
ÖLÜYORUM…

Jorge Luis BORGES

Aşağıdaki yazıda Peanut (Snoopy) çizgi dizisinin üreticisi Charles Schultz’un felsefesi yer alıyor. Soruları yanıtlamanıza gerek yok. Sadece okuyun, zaten ne demek istediğini hemen anlayacaksınız.
(daha fazla…)

Yapılandırıcı Yaklaşıma Göre ÖSYM Sorularının Değerlendirilmesi

ÖSYM, 2010 yılında üniversitede okuyacak öğrencileri belirlemek amacıyla iki basamaklı sınav uyguladı. Sınav sonrası yapılan değerlendirmede sorular bazı öğrenciler için kolay bazıları için de zor geldi.
(daha fazla…)

Hindistan’da 4 kural :

İlk kural : “ Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz.
Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir.”
(daha fazla…)

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.

En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine kararverir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek neolduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silke leyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.
Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.
Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:

1. Kalbinizi nefretten arındırın – Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın – Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin…

Niyet Etmeye Yeni Bir Bakış Açısı
Garo Topuzoğlu

1. Sayfa

Kendi araştırmalarım sonucunda niyet etmenin, yaygın olarak, güçlü biçimde hedefe yö-nelme olgusuyla beraber, arzulanan sonuca varma yönünde kararlılık şeklinde tanımlandığını gördüm. Niyet eden insan, içsel arzusuna ulaşmak amacıyla, bu amaç doğrultusunda önüne çıkan her türlü engeli alt edecek iradeye sahip insan olarak tarif ediliyordu. Eğer siz kolay pes etmeyen, içsel dünyanızı, hayallerinizi gerçekleştirmek adına niyeti itici güç olarak kul-lanan bir insansanız, niyet etmiş bir insan tarifi size de uyacaktır. Aslında siz daha çok, tut-tuğunu koparan ve karşısına çıkan fırsatların bilincinde olup, bunlardan yararlanmayı bilen bir insansınız.
Şimdi sahip olduğum görüş, niyet etmenin kararlı bir ego veya bireysel iradeden çok daha büyük bir şey olduğu yönündedir. Bir an için, niyet etmenin size ait bir eylem değil de ev-rende var olan görünmez bir enerjinin gücü olduğunu hayal edin! Ve bu enerjinin hepimizin içinde varolan bir güç olduğunu düşünün! Karmaşık bir gerçeği farkına varmanın verdiği heyecanla yazarken, niyet etmenin hepimizin içinde varolan bir güç olduğunu biliyorum. Ni- yet etmek, normal alışkanlık haline gelmiş günlük davranışlarımızın ötesinde görünmeden akan bir enerji alanıdır. Eylemlerimizden hatta düşüncelerimizden ve onların ifadesinden bi-le önce gelir. Bu enerjiyi kendimize çekmemiz ve yaşamımızda heyecan verici bir biçimde kullanmamız için bir takım araçlar vardır.
Bu alan nerededir sorusunun yanıtıysa; her yerdedir şeklinde olacaktır. Çünkü evrendeki her şey, bir amaç doğrultusunda, belli bir niyet, maksatla yaratılmıştır. İster bir antilop olsun, ister bir gül ağacı, ister bir dağ, bu her türlü yaşam biçimi için geçerlidir. Sivrisineğin yaratı-lışında ve var olmasında bir amacı, niyeti vardır. Bahar mevsiminde filizlenen elma, başlarda sevimli, minik bir çiçektir, ama bu çiçeğin içinde yaratılışından gelen bir niyet inşa edilmiş-tir ve yaz geldiğinde kendini bir elma olarak ortaya koyacaktır. Niyetin hatası olmaz, elma çiçeği hiçbir zaman portakala dönüşmez Doğanın her halinde istisnasız biçimde bir niyet vardır ve bildiğimiz kadarıyla doğadaki hiçbir şey niyet etmeyi sorgulamaz. İnsan olarak bizler de bu alanın enerjisinden gelen belli bir amaç, niyetle tasarlanmışızdır. Yaratılış anın-da insan protoplazmasının son derece minik bir damlası yumurtayı döllediğinde fiziksel ha-yat başlar ve niyet, gelişme sürecini yönetir. Yani niyet, evrendeki her şeyi belirliyorsa ve niyet her yerde, her zaman varsa, bu niyetin bulunmadığı yer yoktur anlamına gelir. Peki, çoğumuzun niyetten kopuk hissetmemizin nedeni nedir?
Şimdi bilincinizi, belli bir kalıbın ve sınırın ötesindeki bu sonsuz enerji alanına taşıyın. Bu sonsuz görünmez güç her yerdedir. Fiziksel bedeniniz, bu enerjiden hâsıl olan, bütünlü-günüzün bir parçasıdır. Bu dünyadaki fiziksel varlığınızın ortaya çıktığı andan itibaren, her zaman her yerde hazır olması dolayısıyla bu enerji alanına girmeniz olanaklıdır. Söz konusu keşfedilmemiş gücü harekete geçirmenin tek yolu, onunla bağlantınızın kopuk olduğuna i-nanmaktır.
Niyetin her zaman ve her yerde hazır olan gücü diye bir şey varsa ve bu güç yalnız benim için değilse, o zaman bu enerji her yere yayılmış bir enerji kaynağıdır. Bu kaynak sayesinde her şeyle, herkesle, ne olmak, neye sahip olmak, neyi başarmak istediğimizle ve evrende bize yardım edecek her şeyle bir bağlantımızın olması söz konusudur. Gereken tek şey, ken-dimizi buna hazırlamak ve niyeti harekete geçirmektir. Ama her şeyden evvel, kurmamız gereken bu bağı neden kaybettiğimiz sorusu akla gelir. Aslan, balık ve kuşlar bu bağı kay-betmemişlerdir. Ancak insan olarak bizler, söz konusu güçle bağımızın kopuk olduğunu hissetmemizin nedeni altı unsurdan oluşan egomuzdur.
Söz konusu unsurlar şöyle sıralanır;
1. Neye sahipsem, oyum. Beni, sahip olduğum şeyler tanımlar.
2. Ne yapıyorsam, oyum. Beni, başarılarım tanımlar
3. Diğer insanlar hakkımda ne düşünüyorlarsa, oyum. Ben, insanların gözündeki konumum tanımlar
4. Herkesle bağım kopuk. Bedenim beni yalnız tanımlar.
5. Yaşam mekanımın arzularımla bağlantısı kopuk.
6. Tanrı’dan kopuk yaşıyorum. Yaşamım, kendi değerimle ilgili takdirime bağlıdır.

Niyet etmenin gücünü harekete geçirmek, doğal benliğinizle bağlantı kurmak ve ego tanımlarının tümünü bir kenara bırakmakla ilgili bir süreçtir. Egoyu bir kenara atmak bedenimizle bağlantımızı keseceğiniz anlamına gelmez. İçimizdeki enerjinin büyük kısmını egomuzu büyütmek için değil yapmak istediklerimizi harekete geçirmek için harcamalıyız anlamına gelir. Bu süreç ise dört aşamada tamamlanır.

1. Disiplin
2. Dirayet
3. Sevgi
4. Teslimiyet

Disiplin, ilk aşamasıdır bedenimizi geçekleştirmek istediğimiz arzuların doğrultusunda eğitmekle alakalıdır. Bunu spor yaparak, bedeni zehirleyen sigara ve benzeri alışkanlıkları bırakarak, sağlıklı beslenerek yapabilirsiniz.

Dirayet, ikinci aşamadır. Disiplinle bütünleşmiş dirayet, düşüncelerinizi, zekânızı ve duygularınızı bedeninizin çalışmasıyla uyumlu hale getirirken, odaklanma ve sabırlı olma yeteneğinize katkıda bulunacaktır.

Sevgi, üçüncü aşamadır. Bedeni dirayetle disipline sokup, aklımızı kullanarak misyonu-muzu anladıktan sonra üstatlığa giden süreçte yaptığınız şeyi sevmek, sevdiğiniz şeyi yap-mak önem kazanır. Herkesin bir şeyler satmaya çalıştığı dünyada, ben buna âşık olmak diyo-rum ve sevginizi potansiyel müşterilere sunmak gözüyle bakıyorum. Tenis oynamayı öğren-mek, vuruşları çalışmanın yanı sıra, aynı zamanda topa vurma hissinden, korta çıkmaktan ve oyunla ilgili her türlü şeyden hoşlanmak da bu oyunun bir parçasıdır.

Teslimiyet ise dördüncü aşamadır. Bu niyet etmenin bulunduğu, bedeninizin ve zihninizin her şeyden arınmış bir halde niyete doğru hareketlendiği yerdir. Teslim olduğu-nuzda, kendinizi hafiflemiş hissedecek ve sonra niyetin gücü, sizi varmak istediğiniz hedefe götürecek şeklinde kendini gösterecektir.

istanbula geldim . evadım uğruna    ve 300 tl parayla    bende tadıklarımın yanında kaldım.  tatsız bir şey oldu ……. . kalcağım yerde kalmadı .    iş araken paralarda bitti  zaten 300 tl nekadar bir paraki  .  insanlara daha güvenimiyor halimi arz edemiyordum  sadece yaradana  yalvarıyordum .    bir yemek hanede bulaşık yıkıyordum  ama  kendimden söz etmiyordum halimi söylemdim  korkularım vardı.   yatacak biryerim  yok ne  yapacağım  öyle heryerde kalamam   bir çıkar  bir çıkar yol diye iş çıkışı  eminönüne doğru gidiyordum   eminönü seviyorum  orada insanları izlemek  beni birz olsun cresizliğimden uzak tuyordu yine oraya gidiyordum çareizliğimii utabilmek için   giderken  çapa hastanesini  gördüm  dünyalar benim oldu  aklıma harika bir firgeldi çünkü kalacak yer bulmuştum kendime  çapa hsatensinin acil servisi de kantine gittim ve orada hastam varmış  gibi  davrandım hasta yakınlarıyla sabaha kadar konuşuyordum arada bir  çıkyor hastma bakıyormuş gibi yapıyordum. tekrar kantine geliyordum güvendeydim . ama uykusuz ve yorgun düşmeye başladım . yemek hanede benim bu durunmu kaldıramış olmalı ki  bulasık yıkarken     bayılıp kalmışım rengim gitmiş   tabi herkes başıma topladım beni ayıltılar ne olduğu sordular  ben de anlatım olan biteni….. hepsi efer ber oldular   hepsi bende kal dedile saolsunlar kaldım  da ama ben biilrein yanında kalmak istemiyordum.  bir  bodrum buldum  sonra   suyu yoktu hiç birşey yoktu  ve ben inanılmaz mutluydum  .   aşsm ol du   boş boş  oda derken  karton koliyi götdüm birde eski bir ötü buldum  karton koliyi kendime yatak yaptım eksi örtüyü yorgan kolumu yastık yaptım. ömrümde  uyuduğum en huzurlu uykuyu uyudum.   bonya yapacak tım ede suyum yoktu   camiyi gördüm evimden biraz uzaktan görevliden izin aldım  eve su bağlatana kadar camiden su taşıdım evime  ama suyu ısıtacak  tüpüm yopktu  ama ketlım vardı  10 lira ya bir ketil almıştım   çöpten yoğurt kutusu buldum 10 kg okutuyu temizledim   birde küçük  tas yaptım  kolaasisesiden kendime  bonyo sorunumu çözdüm.  mutluydum . hala o boruma  sükranlarımı sunuyorum beni bugünüme gelmemi sağladı . şimdi   bir evde ne lazımsa herşeyim var .   sıfırdan başlamayı dene inan başarırısın  sevgilerle canan

http://www.trt.net.tr/televizyon/Default.aspx#dinleizle_trt/gk/2/page/1/mk/0

 

http://www.trt.net.tr/televizyon/Default.aspx#dinleizle_trt/gk/2/page/1/mk/0

http://www.dizideyiz.net/sinif–sinif-2010-1-bolum-izle

http://www.izlesene.com/video/sinif-2010-tanitim-fragmani-ozeti/2641311

Aksam sefasina benzeyenler

Sehirlerarasi bir otobüs yolculugunda tanimistim, Artin ustayi. Hayli yaşlı olmasına karşın enerjik ve dinç görünüyordu. Yolculukta laf lafı
açmis, Artin usta Kapaliçarsida kuyumculuk yaptigindan söz etmisti.
Dede ve baba meslegi olan kuyumculugu devredecek kimse bulamadigindan
yakinmisti. Söyledigine göre kapaliçarsida altin üzerine mine
isleyebilen ustalardan tek kendi kalmisti. Gün olur isim düser diye
kartvizitini almistim.
Bir süre sonra esimin altin bileziginin tamirini bahane ederek ugradim, Artin ustaya. (daha fazla…)

Ramazan Güler’den bazı çözüm önerileri

* Soğuk algınlığı için; zencefil, havlıcan ve kuşburnunu; eşit şekilde kaynatıp içtiğiniz zaman bu doğal antibiyotik görevi yapar ve kendinizi sağlıklı ve dinç hissedersiniz. Ayrıca her sabah bir çay bardağına bir yemek kaşığı bal ve elma sirkesini sıcak suyla karıştırıp içtiğinizde kolay kolay soğuk algınlığına yakalanmadığınızı göreceksiniz.

* Cilt lekeleri için; cildinizi peynir suyu ile yıkamanız çok faydalı olacaktır. (daha fazla…)

Yıllar önce çalışkan bir adam,ailesini avantajlı
bir iş imkanı sağlamak için Newyork’tan Avusturalya’ya götürdü.
Adamın ailesinden biri, sirke trapez artisti olarak katılmak veya
aktör olma tutkusu olan genç ve yakışıklı oğluydu.
Bu genç adam zamanını bir sirk işi yada herhangi bir
sahne işi gelene kadar kasabanın sınırındaki batı
bölümünde yerel bir tersanede çalışarak geçirdi.
Bir akşam, işten eve gelirken ,onu soymak isteyen beş haydut tarafından
saldırıya uğradı. Genç adam, parasından vazgeçmek yerine onlara karşı koydu. (daha fazla…)

  • Karşınızda basit bir vodvil gönüllüsü var.Vicdanının hem kurbanı hemde katili olarak savaşan bir gönüllü.Yüzümdeki bu maske vasat bir görüntü yaratmak için varolan kostüm parçası değildir.Herneyse.Bu görüntü geçmişin vahim vesaitlerinden çıkmış,vahşete karşı koyan birinin görüntüsüdür.Bu,kokuşmuş bir trenin aşağılık veba saçan uşaklarına karşı vakurla karşı koyan biridir.Verilecek tek karar intikamdır.Bir kan davası ve bir amacı var,boşuna değil.Değerler ve dürüsütlük vakti geldiğinde kazanacak ve zulüm son bulacak biliyorum.
  • Sapkın eski niyetler bile kutsal kitaptan çalınırken, ben en çok şeytanı oynarken aziz gibi görünürüm. (William Sheakespeare’in 3. Richard oyunundan)
  • Korku, bu hükümetin esas aracı haline geldi. (daha fazla…)

Uluslar arası Koçluk Federayonunun yaptığı araştırma istatistikleri

Koçluğun Rolü

Yaşam koçlarımız sizin hayatınıza mesleki, kişisel birçok alanda sınırsız katkılarda bulunacaktır. Uluslararası koçluk federasyonunun yaptığı araştırmalara göre koçluk şu şekilde karakterize edilmiştir: (daha fazla…)

Bu bölümde çok kısa olarak oidipus kompleksinden söz etmek istiyorum. Oidipus kompleksi, psikanalizin babası olarak andığımız Sigmund Freud´un teorisi ve günümüzde de halen geçerliliğini korumakta. En basit anlamıyla, kız çocuğunun babasına hayranlık duyduğu ve annesini kendisine rakip olarak gördüğü, erkek çocuğunun da annesine hayranlık duyduğu ve babasını kendisine rakip olarak gördüğü bir bilinçaltı psikolojik dönemi. (daha fazla…)

Enegramı nasıl yorumluyorsunuz? Enegram adeta insani bilimlerin birleşik alan teorisi. Her bilimin kendine bir şeyler bulduğu bir dürbün ve anahtar seti. İşadamıysanız, personelinizden daha fazla verim almak için, rehber öğretmen veya anne-baba iseniz, çocuklara daha sağlıklı hizmet götürmede ve iletişim kurmada, sosyolog iseniz kültürel araştırmalarda, psikolog iseniz terapilerinizde, öğretmen iseniz çocuklara daha kaliteli eğitim vermede kullanabilirsiniz. (daha fazla…)

Televizyon izlerken birilerine bakıp da “Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş” diye düşündü-ğünüz oldumu hiç?
Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı?; onlara
bakıp “Bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?” diye iç geçirdiniz mi?
Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD’li bu hissi çok yaşamış olacak ki, iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attı:
“Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır.”
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı: (daha fazla…)

Gün boyunca, düzenli olmasa bile, muhtemelen hepimizin duyduğu bir ses vardır.  Bu ses bizim çabalarımıza karışarak hoşnutluğumuzu sabote etmek ister.  Bazen öyle ince bir ses olur ki, varlığının farkında olmayız, bazen de öyle yüksektir ki, sadece oturup bir kaç dakikalığına beynimizin düğmelerini kapatmamız gerekir.  Bu ses  elbette kendi kendimizi eleştirdiğimiz ses, “içimizdeki eleştirmen”dir. (daha fazla…)

- Temizlik İran’dan gelir (:
- Güvendiğim dağları karlar yardı (:
- Ünlü matematikçi Pascal Nouma (:
- Ünlü ressam albert Einstein (:
- Yalancının mumu yansıyana kadar (:
- İki kişinin bindiği tır değildir (: (daha fazla…)

http://www.dailymotion.com/video/xd60m5_kocluk-icerik-2_lifestyle

http://www.dailymotion.com/video/xd60jl_katylymcy-goruyleri-arzu-cihangir_lifestyle

http://www.dailymotion.com/video/xd60ik_aileler-ne-istiyor-y_lifestyle

http://www.dailymotion.com/video/xd60ne_katylymcy-goruyleri-hulya-karatopra_lifestyle

Beş yaşındaydım.
Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi,
aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ‘ dedi. (daha fazla…)

http://www.dailymotion.com/video/xd3314_iletiyim-ne-icin-yapylyr-y_shortfilms


“Sonuçları değiştirmek için davranışları, davranışları değiştirmek için düşünceleri, düşünceleri değiştirmek için okuduklarımızı değiştirmemiz gerekiyor.”

Melih Arat

Kitap okumaya bayılıyorum. Yeni şeyler öğrenmek ve düşünmek için harika bir fırsat okumak. Kitapları diğer yazılı unsurlara tercih etmemin nedeni, kitapların ortalama 200 sayfa ve üzeri bir uzunlukta bir konuyu derinlemesine ele alması. EPOKA üniversitesinde ders verme yöntemim her derste bir kitap işleme şeklinde. Master işletme dersinde 14 ders varsa, 14 kitap işliyorum. Bu derste kullandığım kitapların büyük bir çoğunluğu Optimist kitaplarının Türkçemize kazandırdığı kitaplar. Ben derste orijinal İngilizce eserleri kullanıyorum elbette ama size bu kitaplardan söz etmek istedim.

“Harvard Business School’da Size Ne Öğretirler? “ Philip Delves BROUGHTON  kaleme aldığı benim daha önce bu köşede söz ettiğim çok ilginç bir kitap. Harvard’da MBA eğitiminin perde arkasını anlatıyor. Davranış bilimleri, kariyer yönetimi, vaka incelemeleri konusunda oldukça ilginç bir çalışma. (daha fazla…)

Doğarken dünyaya bir kullanma kılavuzu ile gelmediniz; aşağıdaki kurallar yaşamınızı daha iyi kılmak içindir.

1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

2. Dersler öğreneceksiniz. “Yeryüzünde Yaşam” isimli tam zamanlı bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir.  “Başarı” kadar “yenilgiler” de bu sürecin bir parçasıdır.

4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz.. (daha fazla…)

Bir zamanlar yanyana ciftliklerde yasayan 2 kardes anlasmazliga dustuler. 40 yil yanyana yasayan, makinalari paylasan ve is bolumu yapan
kardesler icin bu ciddi bir durumdu. Isler gittikce sarpa sardi ve sonunda
karsilikli
kotu sozler sarfedilmeye baslandi ve nihayetinde haftalarca sessizlik takip etti. (daha fazla…)

Seni Elinin Tersiyle değil Avucunun İçiyle Kavrayacak. Bileceksin Ki Emin Ellerdeyim, Başkası Tutamaz Elimi Böyle. Rahat Olacaksın Yanında, Çok Konuşmayacak, Beynini Didiklemeyecek. İnce Olacak; Seni Senin Kadar Düşünecek. Erkek Dediğin, Sen Onu Merak Ettiğinde Kendisine Hesap Soruluyor Havalarına Girmeyecek. Senin İnceliğine Karşı Umursamaz Sözler Sarf Etmeyecek. (daha fazla…)

http://freenuts.com/learn-english-online-for-free/

http://www.gelisimplatformu.org/tr/news.php?action=show&id=143

ne gidilir senden ne de kalınır!!!

Elinden geleni, hatta gelmeyeni bile yaparsın ancak hiçbiri karşı tarafa geçmez, ulaşmaz. Çoğu zaman bir duvara konuşsan, onun bile dile geleceğini düşünürsün. İşin ilginç tarafı sevdiğin adam da, öyle boş biri değildir. İlişkiniz hariç her konuda bilgisi, öngörüsü, tecrübesi ve mutlaka bir fikri vardır. İş aşka gelince sınıfta kalır, yani teorisi zehirdir de pratiği sallanır. Öyle bir adamdan beklenmeyecek hayal kırıklığı yaratır üstünde, şaşırırsın. Sonra içinden geçirirsin, bütün erkekler biraz çocuklardır diye ama olayların tam ortasında dururken, sinirine hakim olamazsın. (daha fazla…)


Eşzamanlılık

Carl Jung, zaman ve sebep-sonuç zincirine ait geleneksel fikirlerin açıklayamadığı anlamlı rastlantıları tasvir etmek için “eşzamanlılık” terimini ortaya koymuştur. Büyük Kuantum fizikçisi Wolfrang Pauli ile çalışırken Jung bu rastlantıları zihin ve maddeyi, bilim ve ruhu içine alan fenomenler olarak açıklama yolunu aradı. Böylece telepati, öngörü ve sezgi gibi parapsikolojik olaylar için mantıklı açıklamalar elde etmeye çalıştı.
Eşzamanlılık fikrinin Jung’un aklına, 1920’lerde Albert Einstein’la yaptığı bir akşam yemeği sırasında geldiği söylenir. Böyle bir fikrin; Jung’un iç dünyada, Einstein’in dış dünyada, kozmosta birlik arayışına büyük katkılarda bulunan bu iki adamın aralarındaki benzer bir sohbetten çıkması uygun görünüyor. Bununla beraber, nedensel olarak birbirleriyle ilişkisiz olayların art arda gelişinin anlamı düşüncesi daha da gerilere gider. Jung’un kendisi Schopenhauer’den fikirlerinin “vaftiz babası” olarak söz ediyor. (daha fazla…)

Ben kimim? Amacım ne?  Beni neler üzer? Neler sevindirir? Neler kızdırır? Benim temel değerlerim ne? Yaşamımı sürükleyen şey ne? Benim lokomotifim nedir? Beni çekip götüren, beni heyecanlandıran nedir? Yaşamımda bir mucize olacak olsaydı, bu ne olurdu? Planlama becerilerim nasıl? İletişim becerilerim nasıl? Hobilerim, çalışmadığım zamanları değerlendirmek için geçirdiğim uğraşlarım neler? Nasıl sorun çözüyorum? Zorluklara nasıl tepki veriyorum? Nelerde başarılıyım? Nelerde başarısızım? Zayıf yönlerim ve üstün yönlerim neler? Öldüğüm zaman ne ile hatırlanmak isterim?

Yasamınızı yonlendiren olaylardan bazıları nelerdir ?

Yaşamınızı yönlendiren öncelikli duygular nelerdir ?

Yaşamınızda şu anda bulunduğunuz noktaya nasıl geldiniz?önemli olaylar tesadüfler sizi şu ana getiren dönüm noktaları olabilir mi?

Geçmişinizden gelen hangi incinmişliklerden,hangi haksızlıklardan hangi beklentilerden vazgeçemiyorsunuz?

Yaşamınızda hala affedemediğiniz kimler var

http://pozitiftv.com/series/gelistrend/yasam-koclugu/9086

http://www.gelisimplatformu.org/tr/aktivite.php?action=show&cid=5&id=175

(daha fazla…)

“Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
“Terzimi severim,” diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:
“Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?
O da nereden çıktı? Neden terzi?”
Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
“Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim
ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar
verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.

BİLDİĞİNİ YAŞIYOR MUSUN?
Buda’nın yıllarca öğrencisi olan bir adam, hayatında hiçbir değişiklik olmamasından şikâyet eder. Buda’nın aydınlanma üzerine konuşmalarını yıllarca her gün dinlemesine rağmen, hala aydınlanamamıştır. Meditasyonun nasıl yapıldığını dinleyerek öğrenmiştir ama uygulamak konusunda pek başarılı değildir. Bir akşam cesaretini toplayıp, Buda’ya yaklaşır. “Yüce Bilge” der, “Yıllardır öğretilerini takip ediyorum. Aydınlanmaya giden yolu öğrenmeye çalıştım ama hayatımda hiçbir şekilde değişiklik olmadı.”
Buda sorar, “Peki ne soracaksın?” (daha fazla…)

Gülse Birsel’den ‘Mutluluğun sırrı’……..
>
> Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum!
> Bir kere şu ortaya çıktı: Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern
> dünya, sadece ‘daha zenginlerin’ , ‘daha az zenginlerden’ biraz daha mesut
> olduğunu,
>
> bu saadetin de ‘üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini
> keşfetti! Psikologlar ‘mutluluk’ konusuna takmış durumdalar.
> (daha fazla…)

* Mecnun Leyla’ya o kadar da aşık olmazdı. Hadi hoşlandı, aşık oldu diyelim Mecnun; açılsa bile Leyla’ya, TEKLİF etse mesela, seviyeli bi beraberlikleri olsa, mesajlaşsalar yatmadan önce, sinemaya gitseler… Cıkkk… 6 ay sonra ayrılırlardı kesin. En iyi ihtimalle evlenirlerdi ama ondan sonra da yok kira, yok beyaz eşya taksitleri, yok çocukların okul masrafı derken böyle geçerdi ömürleri. Büyük bi aşk olmazdı öyle.
(daha fazla…)

1. Kusursuz olmaya çalışma. Unutma ki dünyada hiçbir şey mükemmel ve kusursuz değil.

2. Sevgi kapasiteni geliştir. Tabii önce insanları sevmen gerekiyor. İşe kendini başkalarının yerine koyup onların sıkıntılarına ortak olarak başlayabilirsin. (daha fazla…)

> Plain Dealer, Cleveland, Ohio’lu 90 yaşındaki
> Regina Brett’in kaleminden:
>
> Bir zamanlar, doğum günümde, “Hayattan
> aldığım 45 ders” başlıklı bir yazı yazmıştım.
> Bugüne kadar en çok okunan ve istek alan makalem
> oldu!
>
> 1.       Hayat
> haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!!. (daha fazla…)

Geçmişimizi Geride Bırakmak

30/11/09 20:04 Filed in: Laurie Pawlik-Kienlen
yazar_cerceve__0004_laurie

Geçmişimizden kurtulmak, bir ölümü, boşanmayı veya bir kaybı ele almak, geçmiş hatalarımızla yüzleşmek ve onlara hoşça kal diyerek hayatımıza devam etmeyi içeriyor.

Bağımlılık yaratan bir ilişkiyi bitirmek de olsa, bir ölümün arkasından tuttuğumuz yas da, geçmişimizden kurtulmak aslında yapması en zor şeylerden biri olabilir. Örneğin, yaşadığımız bir sorunlu ilişkiyi bitirsek ve kendi iyiliğimiz için o kişiden uzaklaşmış olsak bile, gerçek anlamda “hoşça kal” diyebilme konusunda hala sıkıntılar yaşıyor olabiliriz. (daha fazla…)

“The Secret” ile Zenginleşmek

“Sır”rın en kolay denenebileceği alanların başında para kazanmak geliyor aslında. “Tavuk Suyuna Çorba” serileriyle şu anda dünyadaki en zengin yazarlardan birisi olan Jack Kanfield’ın hikayesinden etkilenen bir “The Secret” okuru bunu denemek istemiş ve İş Bankası’ndaki hesap ekstresinin bakiye kısmına eliyle görmek istediği rakamı yazmış. Öncelikle amacı deneme yapmak olduğu için on bin ytl gibi bir rakamla başlamış ve ekstre kağıdını çalışma masasının önündeki duvara asmış. (daha fazla…)

“The Secret”ın Hikayesi

Önce kulaktan kulağa yayılan tavsiyelerle başladı her şey: “Duydun mu ‘The Secret’ diye bir film varmış ve çok güzelmiş, insanın hayatını değiştiriyormuş.” şeklindeki yorumlar bu film üzerindeki merakı arttırdı ve internetteki e-posta gruplarında birçok kişi filmi sorar oldu. Haliyle talep arzı doğurdu ve ülkemizde yasal olarak yayınlanmayan film, özellikle de internetten indirilerek hızla yayılmaya başladı.  Ardından önce Kuraldışı Yayınları Nil Gün’ün “Çekim Yasası”, sonra da MİA OWO Yayınları “The Secret”ın kitaplaştırılmış versiyonunu yayınlayınca geldi gelecek denilen fırtına ülkemizde, tıpkı başka ülkelerde de olduğu gibi fena halde patladı ve “The Secret” gündemin en tartışılan konularından birisi oldu. Peki nedir bu “The Secret”? Neyi anlatıyor? Gerçekten de binlerce yıldır gizlenmiş bir bilgi mi? Eğer öyleyse neden böyle bir anda ortaya çıkıyor, yoksa ardında bir komplo mu var? Komplo değilse, kitaptaki bilgiler cidden işe yarar mı? Söylendiği gibi kitabı okuyarak zenginleşmem, mutlu olmam, sağlığıma kavuşmam mümkün mü? İşte bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını alacaksınız bu yazı serimizde. Ama önce “The Secret”, özünde neyi anlatıyor, bunu açıklayalım. (daha fazla…)

Önceki yazımda, aradığınız şey her ne ise onun peşinden koşarak bulmanız mümkün değil, peşinden koştukça sizden uzaklaşır, ama siz yolunuza devam ederseniz o size gelecektir, satırlarının altını çizmiştim. Yazımın ardından,” Tamamdır arkadaş ben yürümeye devam ediyorum o zaman, bu kadar zorladığım yetti kendimi” mesajları geldi mail kutuma. O zaman sizlere şimdi çok önemli bir tüyo daha vermek istiyorum yolumuzda ilerlerken işimize yarayabilecek cinsten… Dileyin ve dileğinizin nasıl gerçekleşeceğini bırakın evren halletsin. (daha fazla…)

Uludağ’da genç bir kayakçının ölümüyle sonuçlanan olayda Cep telefonu
Şirketi, telekomünikasyon Kurumu kurallarından olan; “konum bilgileri sadece
savcılık talebi halinde verilebilir, şahıslara veya başka kurumlara
verilemez” kuralı gereğince bilgi veremediği ve bürokratik işlemlerin
uzaması nedeniyle genç kayakçının ölümü sonrasında suçlanmıştı. (daha fazla…)

AVRUPA YAKASI

Beyoğlu (Taksim, İstiklal Caddesi, Tepebaşı, Cihangir, Galata, Tünel, Karaköy Çevreleri)

Taksim / Changa [Lüks] ………………………………… Tahin ve Miso Soslu Fırında Patlıcan (daha fazla…)

Istemeyi Bilirseniz Gerceklesecektir !

Pozitif düşünce, Çekim yasası, Olumlama, Kuantum düşünce tekniği… İsteklerimizi tezahür ettirmek için kullanabileceğimiz birçok başlık var. Ben de tüm bu konularla ilgili 8 ki hepsi aynı konudur kısa bir kullanım kılavuzu hazırlayayım dedim. Sonuç olarak ortaya şu çıktı: (daha fazla…)

Sonraki Sayfa »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.